Sinema Yazıları 2007
Mr. Brooks Yönetmen: Bruce A. Evans Oynayanlar: Kevin Costner, Demi Moore, Dane Cook, William Hurt Sinema: Arcadium Cinebonus Tarih: 3 ...
Kitap Yazıları 2007
2007 bana çok uğur getirdi. 2007'de beklediğim sadece şanstı, çünkü şanstan başka hiçbir şeye ihtiyacım olmasın diye altyapıyı 2006'da tamamladığıma ...
gezi
gezemediğim yerleri düşünüp düşünüp oturuyorum evde. ne zamandır yazmıyorum, çünkü gezmeyi sadece düşünüyorum, düşlüyorum. hayat monotonlaşmaya başladı, geziler internet sayfalarında ...
Brüksel’i geziyorum
26 Mart 2003 Akşam Maalbek'teki Wild Gees adlı burada komisyon üyelerinin de sık sık takıldığı bir Irish Pub'a gittik. Bugün ...
derinlik sarhoşluğu
Derinlik sarhoşluğu, belli oranlarda dalışın verdiği bir nevi “haz” aslında. Alkol almakla aynı etkiyi gösterdiği için “martini effect” olarak da adlandırılıyor. Elbette bunun bilimsel bir açıklaması mevcut: Dalışta derine inildikçe ortam basıncı artıyor. Azot gazının da kısmi basıncı artıyor, azot (ya da nitrojen) yüksek atmosferik koşullarda kanda normalinden daha fazla çözündüğü için de bir nevi “çakırkeyif” olma etkisi yaratıyor. Elbette bu yaş, psikoloji, vücut gibi etkenlere bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösteriyor, aynı alkolün etkisi gibi. Martini etkisi deniyor çünkü 15 metre civarında dalan kişi, 1 martini içmiş gibi oluyor.30 metrede 2, 45 metrede 3, vs. Ama bu etki alkol gibi zamana bağlı değil; kişi tekrar sığ sulara çıktığında bu etki hemen ortadan kayboluyor. Ancak söylenen o ki, kişi aşağıda o kadar mutlu ki, yukarıya çıkmayı aklına getirmiyor bile. Zaten dalışta büyük sorunlardan biri bu. Hatta daha ileri gidenler, kendilerine hava sağlayan cihazları olmadan da nefes alabileceklerini düşünmüş olduklarını çünkü kendilerini balık zannettiklerini söylüyorlar! İşte o zaman Martini etkisi biraz hafif kaçıyor, 4 martiniden sonra bile kendini balık zanneden insan sayısı herhalde çok değildir (çok mudur?).
17’sinde bir dalış kazası geçirdiği için hayallerini sinemaya yönlendiren Luc Besson’un 30’larına gelmeden sinemaya hediye ettiği Le Grand Bleu’sü konuya dair fikir verebilir. Ancak belki de İngiltere’deki publarda uygulanması düşünülen, nitrojen narkozu vererek insanları sarhoş etme (ve bardan çıktıklarında tamamen ayık olacaklar!) fikrine dair bir film yapsa, filmde de bu barın sahibini oynasa daha ilginç olabilir! Bara gelenler de kendilerini balık sansalar, film böyle sanrılarla akıp geçse…
Peter Ackroyd
"birbirimize tohum kılıfı içindeki iki bezelye tanesi kadar yakın olacağız" Küçük Arthur (Londra Yanıyor)
Aguirre, der Zorn Gottes
1972 tarihli Herzog filmi. Bu filmin genel havası ve ritmi ilk on dakikada kendini belli ediyor. İlk on dakika sıkıldıysanız, zaten izlemeyeniz. Ama sinema tarihinin bu kült filmi, içindeki katmanlarla, medeniyete, demokrasiye, faşizme, hükmetmeye, dine o kadar çok gönderme yapıyor ki, filmi izlerken değil, izledikten çok sonra mutlu oluyorsunuz.
Werner Herzog
1942 doğumlu Bavyeralı yönetmen. Klaus Kinski ile yarattığı sanatsal birlikteliklerinden dolayı Ankara Alman Kültür Merkezi'nde Mart 2007'inin konusu. 15 sene boyunca 5 film çıkarmışlar birlikte. Sonunda da öyle bir anlaşmazlığa düşmüşler ki, Herzog, bu anlaşmazlıktan dolayı bir belgesel bile çekmiş Kinski'yle ilgili (Mein Liebster Feind, Almanca Benim Sevgili Düşmanım gibi bir anlama geliyor. Benim Sevgili Arkadaşım demek isteseydi, Mein Liebster Freund diyecekti. Çok yakın, hem anlam olarak hem de fonetik: Feind-Freund!).
fotoğrafları |
4 / 190 fotoğraf
|
|